Alak Suresi ve Alak Suresinin Genel Mesajları Nedir?

Alak Suresi ve Alak Suresinin Genel Mesajları Nedir

Paylaş

Alak Suresi ve Alak Suresinin Genel Mesajları Nedir?

1-5. Ayetler: Bu ilk beş ayette evrenin ve insanın Allah adı ile araştırılıp incelenmesine bir vurgu vardır ve asıl bilgi sahibinin ve bilgilendirenin Allah olduğu ifade edilmiştir.

6-8.Ayetler: Azgın hale gelen insanın başka insanları tevhitten uzaklaştırmak için gayret gösterdiği belirtilmiştir. Fakat sonunda Allah’a döndürüleceği anımsatılarak bir tehdit ve bir gözdağı durumu söz konusudur.

9-14.Ayetler: İnsanların ibadet yapmasına engel olanların takva ve hidayeti emredenleri göz ardı etmeleri ve hakikatleri yalanlamaları bu ayetlerde kınanmıştır.

15-18.Ayet: Bu ayetlerde Peygamber efendimiz ve ona inananlar baskılara karşı ruhen desteklenerek motive edilmektedir ve onlara sahipsiz olmadıkları bildirilmektedir. Azgın olanları ise Allah’ın cezalandıracağı vurgulanmaktadır. Kendi yandaşlarına güvenip Allah’ı inkâr edenlere cehennem melekleri ile cevap verileceği onlara özellikle hatırlatılmaktadır.

19. Ayet: Bu ayette azgınlara boyun eğilmemesi ve itaat edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Allah’a itaat edilmesi ve boyun bükülmesi gerektiği ve cennete bu sayede yaklaşılacağı vurgusu vardır. Kâfirlere karşı boyun bükmeyen ve itaat etmeyenler Allah’a boyun eğmiş ve Allah’a yaklaşmış olurlar.

Alak Suresi ve Alak Suresinin Genel Mesajları Nedir?

Allah Hz. Âdemden başlayan inanlara seslenişini Alak suresi ile son defa başlatmıştır. Son sesleniş bu surenin ilk beş ayetiyle başlamıştır ve buradaki “ikra” ifadesi çok dikkat çekicidir. Bu kelime köken ve anlam itibari ile “okumak, kıraat etmek” manasındadır. Ayetteki “bismi rabbike” tamamlaması ise “O’nun adına, Rabbinin adını” anlamına gelir. Ayetteki “haleka” fiili “yaratmak” anlamına gelir.

Peygamberimize ilk inen surenin ilk ayetinde yer alan ve ilk emir olan “ikra” kelimesi gerçekten çok ilgi çekicidir ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Bir diğer anlamı “tebliğde bulunmak ve duyurmak” olan ilk emrin Allahü teâlâ tarafından “oku” diye belirlenmesi dinin ilk şartının okumak olduğunun göstergesidir.

Allahü teâlâ neden ilk emrini “oku” diye belirlemiştir?

Bu soru önemli ve üzerinde durulması gereken bir sorudur. Allah’ın insanlara ilk emri “oku” olduğuna göre belki de ahiret sorgusunda soracağı ilk soru gene bu yönde olacak ve belki de “okudun mu?” diye soracaktır. Bu sebeple bu emri iyi anlamak ve gereğini ona göre yapmak zarureti doğmaktadır.

Kur’an-ı Kerim ‘i eğitici bir ders programı olarak düşünebiliriz. Yüce Allah insanları bu vahiy ile eğitmek istemiş ve doğru yola sevk etmek istemiştir. Bu dersin ilk konusunu da okumak olarak belirlemiştir.

Ancak oku “ikra” emrinin neyi içerdiği hakkında ayette bir bilgi yoktur. Bu emrin neyi kapsadığı ayette belli değildir.

Anlaşılan o ki bu emir ile yüce Allah Kuran-ı Kerim de vahyedilmiş olan tüm esasların düşünülmesini ve okunabilecek ne varsa okunmasını inanlardan istemiştir.

Peki, okunabilecek olan tüm bu esaslar nedir?

Ayrıca ayette bulunan oku emrinin “tilavet” biçiminde değil “kıraat” (ikra ile aynı kökten gelir) biçiminde belirlenmesi oldukça ilginçtir. Bu emirle yüce Allahü teâlâ yazılı olan bir metni okumayı ya da belirlenmiş kelimeleri tekrarlamayı mı emretmiştir? Elbette hayır. Çünkü Allah’ın vahyi yazılı olarak gelmedi. Ve vahyin ilk geldiği an gündüz değil gece idi. İşte buradan hareketle burada oku emri ile kastedilen “düşünmek, tebliğ etmek, duyurmak” anlamına gelen kendine özel olan bir okuma çeşididir.

Kıraat esasen zihnin ve aklın okumasıdır. Buradan hareketle; tilavet dilin okuması, kıraat aklın okuması ve tertil de kalbin okuması olarak ifade edilebilir.

Dolayısı ile peygamber efendimize bu ayet nazil olduğunda ve oku emri geldiğinde efendimizin elinde okunacak bir metin yoktur. Her ne kadar kendisinin okuma-yazma bilmediği söylense de kanaatimizce efendimiz okuma ve yazma biliyordu. Ancak bilse de ya da bilmese de her iki durumda da ortada henüz okunacak yazılı bir metin olmadığına göre buradaki maksat hayatın okunması, evrene ve tabiata bakarak gözlemlenmesi, düşünülmesi ve gerçeklerin idrak edilmesi manasını taşımaktadır. Ayrıca elbette Kuran-ı Kerim okunması, yaşam içerisinde eğitici ve öğretici ve hayatı tanıtıcı başka birçok bilginin de okunarak ve üzerine düşünerek Allah’ın gerçeklerine ulaşılması da oku emrinin bir karşılığıdır.

Diğer taraftan Alak suresi ilk indirilen sure olmasına rağmen Kur-an’ı Kerim ‘in son bölümüne yerleştirilmesinin de bir gerekçesi olmalıdır. Elbette ayet sayısının az olması bir gerekçe teşkil etmektedir ancak kanaatimizce asıl sebep şöyle olabilir. Kuran-ı Kerim‘i okuyan birisi kitabın sonlarına geldiğinde Alak suresi ile karşılaşacak ve oku emrini gördüğünde Allah’ın vahyinin yeniden, tekraren, dikkatli ve samimiyetle bir kez daha okunması gerektiğini idrak edecektir. Bize göre maksat bu olsa gerektir. Vahyi okuyan kişi orada hayatı bulacak, anlam bulacak, düşünecek, tefekkür edecek, neyi ve nasılı, idrak edecek ve böylece Allah’ın metni üzerinden hayatı okumuş olacaktır.

Bize göre Alak suresindeki “oku” emrinin gerekçesi budur. Elbette en doğrusunu yüce Allah bilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir