Allah Ferdiyetçileri Sevmez!

Allah Ferdiyetçileri Sevmez! İslam dinine inanan bir insan asla ferdiyetçi olmamalıdır. İslam’ın getirdiği mali ve sosyal adalet kavramlarını olması gerektiği gibi uygulamayan bir insan ferdiyetçi ve çıkarcı bir insandır.

Allah Ferdiyetçileri Sevmez! 

Paylaş

Allah Ferdiyetçileri Sevmez! İslam dinine inanan bir insan asla ferdiyetçi olmamalıdır. İslam’ın getirdiği mali ve sosyal adalet kavramlarını olması gerektiği gibi uygulamayan bir insan ferdiyetçi ve çıkarcı bir insandır.

Allah Ferdiyetçileri Sevmez! 

Ferdiyetçi olan bir insan doğal olarak cemiyetçiliğin karşısında olur. Çünkü o bireyselcidir, şahsi çıkarlarını önde tutar ve önce kendisini düşünür ve ona göre sosyal ve siyasal hayatını kurgular.

  • Ferdiyetçiler tekelciliği benimserler ve bu anlamda sömürücüdürler.
  • Gayrimeşru yolları benimserler ve bu yoları meşru gösterirler.
  • Ferdi çıkarları toplum menfaatlerini çok üstündedir ve bu nedenle ortalamanın çok üzerinde bir hayat sürerler.
  • Paylaşımcı değillerdir ve yardımlaşmazlar.
  • Aidiyet duyguları yoktur ve cemiyetçi olmadıklarından içinde yaşadıkları cemiyete ve topraklara derin bir bağlılık duymazlar.

Tarihte ve günümüzdeki tüm ferdiyetçiler hangi toplum, hangi inanç siteminin içinde olurlarsa olsunlar tamamının ana karakterleri aynıdır. Hepsi şahsi çıkarları ve menfaatleri uğrunda yaşarlar. Vatansever değil para severdirler ve asla toplumcu değillerdir.

Tamamı faizcidir ve sömürücüdür. Karaborsa ve rüşvet en çok bu kişilerde görülür. Ucuz iş gücünden yanadır ve kendileri lüks içinde yaşarken yanında çalıştırdıkları hep düşük ücrete çalışırlar ve hak edişlerinin çok altında işçi çalıştırırlar.

Yöneticilerle hep yakın temas halindedirler ve çıkarları uğruna rüşvet vermek onlar için sıradan bir eylemdir.

Birisinin hakkını yediğini hiç düşünmezler ve layık oldukları için değil rüşvet, şantaj ya da baskı kurarak bir ihaleyi aldıklarını hiç akıllarından geçirmezler. Çünkü böyle yaşadıkları için yaptıkları bu eylem onlar için gayet normaldir ve bu davranış onların normalidir.

Faiz yolu ile ve karaborsa ile kazanç elde etmek onlar için çok normaldir. Kumar, içki ve fuhuş işletmeciliği onlar için gayet normaldir ve toplum değerleri diye bir şey onlar için söz konusu değildir. Onlar için önemli olan kendi değerler ve dolayısı ile kendi çıkarlarıdır.

Faizsiz bir ekonomik modelini asla düşünmezler ve bunun olamayacağını savunurlar.

Onların gözünde manevi bir devlet yapılanması yoktur ve onlara göre devlet realist ve materyalist olmak durumundadır. Faiz düzenine karşı çıkan onlara göre gerici ve dar kafalıdır.

Bu düşünce yapısına karşı çıkan gazeteci, yazar, düşünür, ilim adamı, siyasetçi, sanatçı gibi insanları maddi ve manevi baskı altında tutmaya çalışırlar ve haklarında türlü çeşitli iddialarla söylentiler çıkarır ve onlara karşı tutulmuş gazetecileri, siyasetçileri ve yöneticileri kullanarak karşı propaganda oluştururlar ve kirletmeye ve lekelemeye çalışırlar.

Allah tektir!

Allah yüce kitabında bu ferdiyetçi ve çıkarcı insanları haktan ve halktan uzak kişiler olarak nitelemiş ve rezil olduklarını belirtmiştir.

Ferdiyetçiler cemiyetçiliğin kesin olarak karşısındadırlar. Çünkü bir toplum ne kadar cemiyetçi ise ferdiyetçilerin pastadan alacağı pay o kadar azalacak demektir. Şahsi çıkarlarına gem vurulacak demektir. Toplumu istedikleri gibi sömüremeyecekler demektir. Tüm bu açılardan dolayı cemiyetçiliğin kesin olarak karşısındadırlar.

Bu ferdiyetçilerin içinde tanrı tanımaz insanlar olduğu gibi ne yazık ki namazında niyazında olanlar da vardır ki bu çok daha vahim bir durumdur.

Bu kişiler İmanın kalplerinde değil dillerinde olduğu kişilerdir. Namazını kılar orucunu tutar ama dükkânına gidip teraziyi eksik tartarlar. İşçisinin ücretini zamanında vermezler. Düşük ücrete eleman çalıştırırlar. Paralarını faize yatırırlar. Zinadan kaçınmazlar.

Bu gibi insanlar için din sadece namazdan, oruçtan, zekâttan (ki onu da ne kadar ve olması gerektiği miktarda vermedikleri kesindir) ve bazı görünür ibadetlerden ibarettir. İslam dininin diğer emir ve yasakları onlar için ikinci ve hatta üçüncü plandadır.

Allah’ın affedici olduğundan hareketle nasılda affedileceklerini düşünerek bu günahları çekinmeden işlerler.

Allah’ın lütfu, rahmeti, bağışlayıcı ve affediciliğine imanımız büyüktür ama yapılanın da kimsenin yanına kar kalmayacağını ve her yapılanın bir karşılığının olacağını, en küçük iyilikle en küçük kötülüğün dahi karşılığının ve hesabının görüleceğini de onun esmasından ve onun kitabı olan Kur-an’ı Kerim’den anlıyoruz.

Allah bağışlayıcıdır ve affedendir. O her şeyi en güzel düşünen ve O her şeyi en iyi bilendir. O adildir ve adaletle hükmeder. Kimin zalim kimin aziz olacağına O karar verir. Kalplerde olanı ancak O bilir. Kime neyi ne zaman vereceğini ve kimden neyi ne zaman alacağını sadece O bilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir