Allah’a Güven Duygusu Nedir?

Allah’a Güven Duygusu Nedir? Yüce Allah insanın zayıf yaratıldığını kitabında belirtmiştir. İnsan her an ölümle yüz yüzedir. Akıl kabiliyeti ve duyu organları sınırlı bir varlıktır.

Allah’a Güven Duygusu Nedir

Paylaş

Allah’a Güven Duygusu Nedir? Yüce Allah insanın zayıf yaratıldığını kitabında belirtmiştir. İnsan her an ölümle yüz yüzedir. Akıl kabiliyeti ve duyu organları sınırlı bir varlıktır. Yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan bedeni faaliyetleri kendi tasarrufu dışındadır. Kalbi, beyni ve diğer organları kendisinden bağımsız olarak çalışır ve insan bunlara müdahale edemez.

Allah’a Güven Duygusu Nedir?

Diğer bir ifade ile insan kendi içinde bir başka dünya taşır ve o dünyanın işleyişinin en küçük kısmına dahi müdahale edemez. İşte bu derece zayıf bir yaratıktır. İlahi yasaların bazılarını oluşturan ve Allah’ın kaderi olan değiştirilemez tabiat yasaları karşısında da son derece aciz ve küçük durumdadır. Tabiat kanunlarının adeta egemenliği altında yaşamını sürdürmeye çalışır.

İnsan bildiği tabiat kanunlarına karşı gelecek biçimde yaşamaya çalışırsa Allah’ın kaderi tecelli eder ve bu karşı gelmenin cezasını mutlaka er ya da geç çeker. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; deprem gerçeği Allah’ın kaderlerinden birisidir ve belli periyotlarda deprem gerçekleşir. Bu deprem gerçeği bilimsel olarak ortaya konduğu halde ve bir bölgede belirli aralıklarla depremin gerçekleştiği bilindiği halde, o bölgeye depreme uygun yapılaşma yapılmaz ise tabiat kanunları gereği o bölgede enerji birikmesi olacak ve er ya da geç deprem gerçekleşecektir. Sonucunda da yüzlerce ve belki de binlerce masum insan hayatını kaybedecektir. Tıpkı 17 Ağustos 1999 depreminde olduğu gibi.

Demek ki, kader denilen şeyin Allah’ın koyduğu fiziksel ve biyolojik yasalardan başka bir şey olmadığı da böylece ortaya çıkmış oluyor. Elbette ahlaki yasalar da değişmez kaderlerden birisidir ancak o bu meselenin dışında olduğu için bu makalede onu konu etmeyeceğiz. Allah’ın yasalarına yani kaderine aykırı hareket edilecek olursa bazen hemen bazen de belli bir süre sonra kader tecelli eder ve kaçınılmaz sonuç gerçekleşir. Burada Allah’ın topluma verdiği bir ceza söz konusu değildir. İnsan kendi kaderini kendisi belirlemiş ve aslında kendi cezasını kendisi kesmiştir. Konu kadere doğru kaydığından bu meseleyi de burada kesme gereği duyuyoruz. Kader konusu başka bir makalemizde ele alınacaktır.

İnsanın Güven Duygusuna İhtiyacı Vardır

İnsan zayıf olduğu için daima güven duygusuna ihtiyaç duyar. İlme sığınır, sermaye gücüne sığınır, soya sığınır, mevki ve makama sığınır ancak bunların hiçbiri insanın güven duygusunu tatmin etmez. Çünkü sahip olduğu bu değerlerin hiçbiri insanı en küçük bir mikroorganizmadan dahi koruyamaz ve insan hastalanır. Aslında insanın sahip olduğu yukarıdaki değerlerin bile bir güvene ihtiyacı vardır. Çünkü hepsi gelip geçicidir ve her an bitebilir ve yok olabilir. Kişi sahip olduğu mevki ve makamı kaybedebilir, ekonomik gücü iflas edebilir ve sahip olduğu bilimsel gerçek bir süre sonra üstünlüğünü ve geçerliliğini yitirebilir.

İşte bu sebepledir ki insan çok daha büyük bir güce ve yukarıda sıralanan ve güç olduğu sanılan olguların da gerçek sahibi ve gerçek kontrol edeni olan Allah’a sığınma ihtiyacındadır. Bu gerçeği gören ve idrak edip anlayan kişi varlığı çok açık olan Allah’ın gerçek sığınılacak ve güven duyulacak varlık olduğunu anlar. İşte bu gerçeği anlayan kişi tüm hükmü verenin, insanların, bitki ve hayvanların ve aslında tüm evrenin işleyişini belirleyen ve kontrol edenin Allah olduğunu bilir ve ona sığınır. Çünkü insan artık anlamıştır ki tüm güç ondadır, dilediğini istediği an yaratır ya da yok eder ve o sınırı olmayan bir merhamet sahibidir.

Bir Müslüman Allah’a inanıp ona sığındığı müddetçe güven duygusu içindedir. Yalnız ona güvenecek ve sığınacaktır. Çünkü ona güvenme ve sığınma duygusu imanın bir olgunluk mertebesidir.

Yunus süresi 84. ayet bu konuda çok açık bir bilgiyi bize vermektedir. “Eğer Allah’a inanıyorsanız ve gerçekten sadece ona teslim olanlardansanız sadece ve sadece ona güvenin ve ona dayanın” mesajını bize veren bu ayet çok açıktır ve tek güvenli limanın Allah olduğunu insanlığa bildirmiştir. Elbette bu konuyla ilgili ve Allah’a sığınılması ve güvenilmesi gereğini vurgulayan onlarca ayet Kuran-ı Kerim‘ de mevcuttur. Yapılması gereken bol bol Kur-an’ı Kerim okumaktır ve yüce yaratıcıya her fırsatta el açıp dua etmek, ondan af dilemek ve merhametine mazhar olmayı istemek olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir