İman ve İman Esasları Nelerdir?

İman ve İman Esasları Nelerdir? Altı madde olarak iman esasları (İslam itikat nizamı) İslam’ın özünü oluşturur. Yüce peygamberimiz iman esaslarına birçok hadisinde yer vermiş ve bu esasları başlıklar halinde belirtmiştir.

İman ve İman Esasları Nelerdir

Paylaş

İman ve İman Esasları Nelerdir? Altı madde olarak iman esasları (İslam itikat nizamı) İslam’ın özünü oluşturur. Yüce peygamberimiz iman esaslarına birçok hadisinde yer vermiş ve bu esasları başlıklar halinde belirtmiştir.

İnsan, akıl gücünü kullanarak çözemeyeceği bazı konuları imanı ile çözer ve iman esasları içinde yer alan konular da bunların arasındadır. Yarlıkların yaratılış gayesini ancak iman esasları sayesinde çözer. Bu dünyadaki görevini ve neden ölümlü olduğunu ve öldükten sonra ne olacağını gene bu iman esasları neticesinde algılar ve öğrenir. İçine düştüğü ruhsal bunalımlardan, temeli olmayan felsefe ve düşüncelerden, neticesi olmayan farklı tefekkürlerden bu İslam itikat nizamları sayesinde korunur.

İman ve İman Esasları Nelerdir?

İnsan, yaşam anlamını, ruhunun aydınlığını, kalp kuvvetini yine bu nizam sayesinde bulur. Aşağıda bu İslam itikat nizamları dediğimiz ve toplum tarafından imanın şartları adı ile bilinen altı başlığı ayrıntısı ile anlatmaya çalıştık. İman esasları nelerdir?

Allah’a İman

İman esaslarının temelini Allah’a inanmak teşkil eder. Bir mümin önce Allah’a iman edecek ve imanını bildirecektir. Onu tüm yaşantısı ile ifade edecektir. O varlığını sadece kendi zatından alır ve yaratılmışların hiçbirine benzemez. Doğmamış ve doğrulmamıştır. Evlat edinmemiştir. Tüm evrenin ve mülkün sahibidir ve sahibi olduğu bu mülk üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahiptir. Hiçbir şeye muhtaç değildir ve muhtaç olunandır. Her şey güzelliğini ondan alır ve her türlü övgüye layık olandır. O’nun varlığının bir başlangıcı ve sonu yoktur. Hiçbir şey ona gizli kalmaz. En küçük maddeden tüm galaksilere kadar her şey onun iradesine tabidir. Tüm eksikliklerden münezzehtir.

Kur’an-ı Kerim de kendisini bize sıfatları ile tanıtmıştır. Ne yüce ve kudret sahibi bir varlık olduğunu bu sıfatlardan anlayabilmek mümkündür.

Meleklere İman

Yüce yaratıcının erkek ve dişilikten azade yarattığı varlıklardır. Hür irade sahibi olmayan varlıklardır. Allah onları nurani özellikte yaratmıştır. Allah’ın emirlerini yerine getirmek gibi vazifeleri olduğu Kur’an-ı Kerim de bizlere açıklanmıştır. Allah’ın izni ve onlara verdiği güç ve bilgi ile peygamberimizle Allah arasında aracılık yapmak, can almak, insanın tüm amellerini kayıt altına almak, doğa olaylarını meydana getirmek gibi birçok görevleri vardır. Kesin itaat etmekle yükümlüdürler ve yukarıda da söylediğimiz gibi irade sahibi olmadıklarından günahsız varlıklardır. Allah’a sürekli hamd içindedirler ve sürekli O’nu tesbih ederler.

Peygamberlere İman

Yüce Allah koyduğu yasaları peygamberler vasıtası ile insanlara bildirmiştir. Peygamberler Allah ile kul arasında elçilik vazifesi görmüştür. Kur’an-ı Kerim‘in belirtiğine göre yeryüzüne 125 bin peygamber göndermiştir. Ancak elbette gerçek sayıyı sadece Allah bilir. Bunların arasından bazılarına kitap, bazılarına ise sahife vermiştir. Peygamberlerin her biri sadece bir millet ya da kavime gönderilmiş ve kavminin Allah’a inanması ve itaatkâr olmasını istemiştir. Sadece son peygamber olan Hz. Muhammed evrensel ve tüm insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. Kıyamete kadar da insanlığın son peygamberidir.

Âdem peygamberden Muhammed peygambere kadar tüm elçiler Allah’ın birliğini ve tek yaratıcı güç olduğunu insanlara tebliğ etmekle görevlidirler. Allah’ın İslam nizamını insanlara anlatmak ve İslam nizamını yerleştirmek ama asla zorlayıcı olmadan bunu yapmakla görevlidirler. Onlar sadece tebliğ edicidirler. Nisa suresinin 152. ayeti ile peygamberlerin tamamına inanılması gerektiği ve aralarında asla ayrım yapılmaması gerektiği açık olarak belirtilmiştir.

Kitaplara İman

Yüce Allah’ın buyruklarının ve kanunlarının yer aldığı, insanlara yol gösterici ve dünya hayatını nasıl yaşamaları gerektiğini anlatan kitaplara inanmak iman esaslarındandır. Âdem peygamber ve İbrahim peygamberlere indirilen sayfalar, Tevrat, Zebur, İncil ve son kitap olan Kur’an-ı Kerim bu kitapları oluşturur. Elbette biz müminler Tevrat ve İncil’in bu günkü haline değil bozulmamış ve değiştirilmemiş haline inanmak mecburiyetindeyiz. Allah İslam nizamını Kur’an-ı Kerim ile tamamlamış ve onu Muhammed peygamberle insanlara sunmuştur. Son kitaptır. Allah Kur’an-ı Kerim‘i tanımlarken “kendisinden bir ışık” olduğunu buyurmuştur.

Kadere İman

Müslümanlar kadere iman etmekle yükümlüdürler. Hayır ve şerrin sadece Allah’tan geldiğine inanmayı gerektirir. Her şeyin Allah’ın takdir etmesi sayesinde gerçekleştiğine iman etmektir. Kader olgusu Allah’ın değişmez ve değiştirilemez fiziksel, biyolojik ve ahlaki yasalarını içerir. Evrendeki tüm hadiseler onun koyduğu maddi ya da manevi kanunlar sonucunda gerçekleşir. Olmuş ve olacak olan her hadise onun bilgisi dâhilindedir ve bu olayları sadece Allah takdir eder. Kulluk sınavına tabi tuttuğu insanların kendi iradelerini kullanarak gerçekleştirmek istediği amelleri gerçekleştirir ve oldurur.

Ahiret Gününe İman

Bu hayatın ölümlü olduğu ve insanları ahiret hayatı denen bir hayatın beklediğine inanmaktır. Ahiret yaşamı iki bölümden oluşur. İlki ölümle birlikte başlayacak olan ahiret hayatıdır. İnsanlar Allah huzurunda sorguya çekilecek ve mahkemeye tabi tutulacak ve orada yapılan en küçük günahtan en küçük iyiliğe kadar her eylem açığa çıkarılacaktır. Orada insanın ceza ya da mükâfat alıp almayacağı belirlenecektir ve bütün bunların olabilmesi için tüm ölülerin diriltileceği bir hayattır ve ahiret hayatının ilk bölümünü oluşturur.

Ahiret hayatının ikinci kısmını ise cennet ve cehennem hayatı oluşturmaktadır. Sevapları neticesinde cennet derecelerinden birisine, günahları neticesinde de cehennem derecelerinden birisine yerleştirilecek olan insanlar orada artık sonsuza dek kalacak ve yaşayacaklardır. Cennette olanlar için şimdiki aklımızın alamayacağı mutluklar ve güzellikler olacak, cehennemde olanlar için ise azapların en fenası onlara yaşatılacaktır. İşte bu her iki hayat ahiret yaşamının ikinci bölümünü oluşturur. Bu her iki hayata inanmak ahiret inancını oluşturur ve İslam temel iman esasları arasındadır ve mutlak iman edilmesi gerekir.

Ahiret hayatı ayrıca var olan bu fiziki hayatın gelip geçiciliğini, yapılan iyiliklerin mutlak bir karşılığı ve ödülü olduğunu, kötülüklerin de mutlaka bir karşılığı olduğunu ifade eder. Dünya hayatında gizli kalmış en ufak suçun ve faili bulunamamış bir suçlunun cezasını çekeceği ve adaletin kesin sağlanacağı yerdir. Allah’ın adaletinin tecelli edeceği bir hayattır. Haksızlığa uğramış bir insanın hakkının korunacağı ve hakkının alınacağı bir hayattır. Yok yere öldürülen, tecavüz edilen hakkı gasp edilen yüz milyonlarca masum insanın faillerinin cezası bu dünyada verilemiyor belki ama öbür dünyada bunun hesabının mutlak sorulacağı bilinmelidir ve işte ahiret hayatı bu hesabın görüleceği bir hayattır.

İslam dinini diğer inanç sistemlerinden ayıran temel özellik yukarıda sıraladığımız iman esaslarıdır. Bir insan bu iman esaslarından her hangi birine muhalif olamaz ve inanmıyorum diyemez. Diyor ise o kişi Müslüman olamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir