İnsan Seçimlerinde Hürdür

İnsan, ancak hür iradesiyle yaptığı eylemlerden sorumludur. Bu sebeple hür iradesini kullanarak tercih ettiği inançlardan, tercih ettiği eylem, söz ve amellerden sorumludur. İşte bu sebepledir ki Bakara suresinin 256. Ayetinde yüce Allah kesin prensibini ortaya koymuş ve “dinde zorlama yoktur” demiştir.

Paylaş

İnsan, ancak hür iradesiyle yaptığı eylemlerden sorumludur. Bu sebeple hür iradesini kullanarak tercih ettiği inançlardan, tercih ettiği eylem, söz ve amellerden sorumludur. İşte bu sebepledir ki Bakara suresinin 256. Ayetinde yüce Allah kesin prensibini ortaya koymuş ve “dinde zorlama yoktur” demiştir.

Allah hür irade ile yaratılmış ve seçebilme, tercih edebilme ve ret edebilme imkânı kendisine verilmiştir. Ancak yaptığı eylemlerden sorumlu tutulacağı ve hesaba çekileceği de gene Kur’an’da açık olarak bildirilmiştir.

Kimse İslam dinine inansın diye zorlanamaz. Çünkü inanç isteyerek ve arzu ederek gerçekleşmesi gereken bir durumdur. İslam dinine inanç iman gerektirir ve iman den ilen şey emin olmak demektir. Bir insan emin olmadan yani iman etmeden İslam dinine inanıyor olamaz. Dolayısı ile inanç imanın gereğidir ve ancak bilerek ve isteyerek olmalıdır.

İnanmak ya da inanmamak tercihe bırakılmıştır ve kişiye verilmiş bir haktır ve bu hak asla baskı altına alınamaz. Allah’ın kesin emri ve yasakları arasındadır. Kişi özgür iradesine bırakılmalıdır ve kesinlikle zorlanmamalıdır. Yüce Allah kişiyi bu özgür iradesi ile baş başa bırakmış ve asla zorlamamışken biz aciz kullar nasıl olur da bir insanı zorla İslam dinine inanmaya zorlar ve baskı kurarız. Kaldı ki bu baskı altında İslam’ı tercih ettiğini söyleyen kişi gerçekten inanmış ve iman etmiş olacak mıdır?

Allah dileseydi her insanı mümin yapardır. Ama O insanları hür iradesiyle seçim yapmasını istedi ve bunun için insanların bir sınava tabi olduğunu bildirdi. Kendisine doğru olanı ve yanlış olanı gösterdi. Doğru olanı tercih edenlere cennetini müjdeledi, seçmeyenlerin ise cehennem azabına çarptırılacağını belirtti. Tüm bunların sonunda da insanları serbest bıraktı. Bu konu ile ilgili İslam dininin kitabı olan Kur’an’da birçok ayet vardır.

İslam İçin Gerekli Ameller

Özgür iradesi ile İslam’ı tercih etmiş kişilerin de kendisinden yapılması istenen eylem ve ameller vardır. Bunların yapılmasını yüce Allah mümin kulundan istemiştir.

Yapılmamasını istediği şeylerin de kesinlikle yapılmaması konusunda müminlerin azami gayret içinde olması gerekir.

Farz olan ibadetler ve vacip olan ibadetlerle insanın Allah’ın rızasını kazanması istenmiş ve asla farzların terkedilmemesi gerektiğini bildirmiştir.

Elbette bir insan İslam dininin bir mensubu olduktan sonra da ibadetler noktasında ve haram ve yasaklar noktasında da özgür iradelidir. Kendisine yüklenen görevleri dilerse yerine getirir ya da dilerse getirmez. Ancak günahlarına katlanmak zorunda olduğunu her mümin kul bilir. Ölümün bir gün gelip onu bulacağını bilen bir mümin neden bu emir ve yasaklara uymaz bu ayrı bir mevzudur.

Ancak kişi ibadetlerini yapmasa da Allah’ın birliğini ve tekliğini kabul etmiş olması ve Hz. Muhammed’in son resulü olduğunu kabul etmesi onu mümin yapar. Kimse bu insana mümin olmadığını söyleyemez söylememeli. Kişi Müslümandır ancak amel konusunda zayıftır ve bu kişi ile Allah arasında bir konudur ve eğer ceza verilecekse zaten yüce Allah verecektir. Kişi hür iradesini kullanmış ve Allah’ın tek yaratıcı olduğuna iman etmiş ve aynı kişi gene hür iradesini kullanmış ve emir ve yasakları ya tamamen yerine ya da kısmen yerine getirmemiş olabilir. Bu o kişinin kendi tercihidir ve günahkâr olmasına rağmen sonuç olarak bir Müslümandır. Bu bilgilerin iyi bilinmesi ve hiçbir mümin bir başka mümini ibadetlerini yerine getirmedi diye eleştirmeye kalkışmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki sırf ibadetleri yapıyor olmak bir insanın doğrudan cennete gideceğinin bir garantisi değildir.

Allah İçin İbadet

Tüm ibadetler Allah rızasını kazanmak için yapılır ama yapılıyor olması O’nun rızasının kazanıldığının kesin göstergesi değildir. Bizler kimin Allah’ın rızasını kazandığını ve kimin kazanmadığını bilemeyiz. Gönüllerde olanı sadece Allah bilir ve tüm ibadetlerini yaptığını sandığımız kişilerin başka hangi eylemler içinde olduğunu bilemeyebiliriz. Ancak Allah’tan hiçbir şey gizli kalmayacağı için ve her şeyi bildiği için cezayı da mükâfatı da verecek olan sadece Allah’tır.

Bir insan namazını kılıyor ama sonra dükkânına gidip teraziyi eksik tartıyor ise bunu sadece Allah bilir. O halde o kişinin namazını kılması Allah’ın rızasını kazandığı anlamına gelmez. Kişi fiili olarak namazı kılmıştır ama aslında o namaz gönülden kılınsa idi o kişi müşterisine teraziyi eksik tartmazdı. Yürekten iman eden ve bunu içselleştiren ve tüm yaşamına yansıtan kişi tüm eylemlerinde Allah rızasına göre hareket eder, haksızlık etmez, çalıp çırpmaz, zina etmez, faiz yemez, kötü söz söylemez ve Allah’ın her şeyi gözlediğini ve her şeyi bildiğini bilir.

Yüce Allah insanı yarattıkları arasında iradeli olarak var etmiştir. Ona irade vermiş ve tercihlerinde serbest bırakmıştır. Bırakmıştır ki, onu yaptıklarından sorumlu tutabilsin. Bir şeyden sorumlu olabilmek için tercihi hür olarak yapmak gerekir. Kişi tercihini hür iradesi ile yapar ve sonuçlarına da katlanır. Allah’ın aslında bizler için yapmak istediği de budur. İnsanın aklını kullanarak tercihler yapmasını, Allah’ı tanıması ve bilmesi ve daha sonra Allah’ın kendisinden yapmasını ve yapmamasını istediği şeyleri rızasını O’nun kazanması için uygulamasını istemiştir. Karşılığında da ebedi olarak içinde kalacağı cehennem ya da cennete koyulacaktır.

Tüm bunların olabilmesi için insanın tüm amellerini serbest irade ile yapması gerekir ve Allah insanı bu konuda serbest bırakmıştır. Çünkü insan amellerine göre değerlendirilecektir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir