İslam ve Evrim Teorisi

İslam ve Evrim Teorisi, Evrim teorisinin İslam ile çatışıp çatışmadığı konusu ülkemizde özellikle son 10 yılda fazlaca tartışılan ve netameli konular arasındadır.

İslam ve Evrim Teorisi

Paylaş

İslam ve Evrim Teorisi, Evrim teorisinin İslam ile çatışıp çatışmadığı konusu ülkemizde özellikle son 10 yılda fazlaca tartışılan ve netameli konular arasındadır. Batı dünyasında ise bu teorinin din ile olan çatışması ya da ilişkisi uzun yıllardır tartışılagelen ve halen de tartışılan bir meseledir. Ancak unutulmaması gereken bir konu var ki oda bunun sadece bir teori olduğu gerçeğidir.

İslam ve Evrim Teorisi

Evrimin doğruluğu olduğu kabul edilse dahi ( uzun yıllardır elde edilen bilgiler bu teorinin doğruluğunu gözle ününe sermektedir ) dini bakımdan zannedilenin tam tersine inanca dair bir şüphe ortaya koymadığıdır. Elbette burada sözünü ettiğimiz dini inanç İslam inancıdır. İslam dini tarafından tarafsız ve objektif yönden bakıldığında ve evrim teorisinin başlangıcına bir irade ( yaratıcı irade) koyulması halinde ortada hiçbir sakıncanın kalmayacağı çok kolay anlaşılacaktır.

Bilindiği üzere bu teoriyi geliştirenler evrimin ilk başlangıcına “tesadüf” olgusunu sabitlemişlerdir. Konuya İslami perspektiften bakılacak olursa, canlılığın başladığı o ilk noktaya Allah’ın iradesi koyulduğu takdirde aslında sorun çözülmüş ve tüm tartışmalar ortadan kalkmış olacaktır. Konu ile ilgili çok daha aydınlatıcı ve ufuk açıcı bilgiler yazının devamında ilgi duyanlar açısından açıklanmıştır.

Evrim Teorisinin Tanımı

Evrim teorisini türlerin değişim, gelişim ve başka yeni türlerin ortaya çıkmasını esas alan bir teoridir diye kısa bir cümle ile özetlemek mümkündür. Doğal olarak türlerde meydana gelen bu değişim ve gelişim beraberinde başka birçok türün ortaya çıkmasını ve çeşitlenmesini sağladı. Ancak tüm bunların olabilmesi için birçok faktörün ve hatta birbirinden bağımsız faktörlerin de var olması gerekiyordu.

İslam ve evrim teorisinde belki de bu faktörlerin en önemlilerinde birisi de gerek bölgenin ve gerekse tüm dünyanın coğrafi ve iklimsel şartlarının meydana gelebilecek muhtemel değişimlere kapı aralıyor olması gerekirdi. Tüm destekleyici faktörlerin birbirine tezat oluşturmadan ve birbirini destekleyici olması evrim teorisinin oturtulduğu temel eksendir. Evrime kapı açan hatta ilk canlılığı başlatan bu pozitif faktör halkalarından bir tanesinin dahi eksik olması; yerküredeki yaşamın daha başlangıç aşamasında var olamayacağını bilimsel veriler ortaya koymaktadır.

İşte İslam ile evrim teorisinin birbirine zıtlık oluşturmadığını savunan uzmanlar; ilk canlılığın başlangıç noktasına bir iradenin yani Allah iradesinin koyulması halinde daha sonra oluşan evrim aşamalarının İslam ile çelişir hiçbir yanının olmadığı görüşünü savunmaktadırlar. Modern evrimciler ise ilk canlılık aşamasının bir iradeye ait olmadığı çok çok düşük bir ihtimal olmasına karşın; bu koca evrende böylesine düşük bir ihtimalin oluşabilmesinin aslında sanılanın aksine düşük bir ihtimal sayılamayacağını savunmaktadırlar.

İslamda Evrim Faktörü

Aslında bakıldığında inananlar ile inanmayanlar arasındaki temel fark burada yatmaktadır. Arkasından gelen evrimleşme süreci derin tartışma yaratması gereken bir konu değildir. Evrimin İslam dini ile çelişmediğini savunanlar, ilk canlılık aşamasında Allah iradesi olduğu (Allah’ın ol emrinin olduğu) ve canlılığın oluşabilmesi için tüm şartların bir irade neticesinde düzenlendiği ve ardından canlılığın başladığı görüşündedirler. Tesadüfi bir oluşumun ihtimal dahi olamayacağı ve bir organik mekanizmayı oluşturan inorganik materyallerin bir araya tesadüfi eseri gelmesinin dahi mümkün olamayacağını savunmaktadırlar.

Bu inorganik materyaller bir araya gelse dahi bir canlılığın oluşmasının söz konusu olabilmesi için çevresel şartlarında izin verir pozisyonda olabilmesinin gerektiğini dile getirmektedirler. Bu durumda çevresel şartlarında canlılığın başlamasına nasıl izin verir hale geldiği ve bunun da bir tesadüf eseri olmasının, peş peşe gelen bu tesadüflerin ihtimalleri aslında ihtimalsizlik boyutuna indirgediğini savunmaktadırlar.

Ve ayrıca canlılık denen şeyin ne olduğu, “can” kavramı sadece bir takım bileşenlerin bir araya gelmesi ya da getirilmesi neticesinde olabilen bir şey olmadığı; eğer öyle olsa idi bu gün çok kolayca bu materyaller gelişen teknoloji sayesinde bir araya getirilir ve bir canlı organizma yaratılabilirdi görüşünü de ısrarla dile getirmektedirler. Bir şeyin çok küçük ihtimal dahilinde olması aslında o ihtimalin gerçekleşmesini gerektirmez. Gerçekleşeceği anlamına da gelmez. İhtimal denen şey aslında bir matematiktir ve bundan ibarettir ama gerçekte her zaman karşılığı olmayabilir.

İslam ve evrim teorisinde ihtimal dahilinde olan ama aslında olamayacak bir şeye örnek vererek bu mevzuyu kapayalım ve ilk canlılık konusunda tesadüf denen şeyin olup olmadığını okuyuculara bırakalım.

İslam İçin Evrim

Bir maymun klavye başına oturtulduğunda ve ona tuşlara sadece 13 defa basma izni verildiğinde 13 kelimeden oluşan “seni seviyorum” kelimelerini yazabilme ihtimali nedir. Matematiksel olarak böyle bir ihtimal vardır elbette ama bunun ihtimali nedir? 13 defa tuşlara basacak ve o tuşlardan seni seviyorum yazısı çıkacak.

Aslına bakılırsa o maymun o klavyenin başında bir ay kalsa ve milyarlarca defa tuşlara bassa bile bu ifadeyi yazabilmesi bile çok çok düşük bir ihtimalken; sadece 13 defa basıp seni seviyorum cümlesini çıkarması ihtimal olarak neredeyse hiç yoktur. Şimdi durum bu iken aynı maymunun klavyelere basarak 10 cümleden oluşan anlamlı bir hikayeyi yazabilme ihtimali nedir?

13 kelimelik bir cümleye göre milyarlarca kez daha düşük bir olasılıktır. Ama burada olasılık sadece matematiksel bir ifadedir. Her olasılık gerçekliği karşılamaz ve aslında yoktur. Verilen bu örnekten hareketle tesadüfi denen ilk canlılığın oluşması aslında o maymunun; klavye başına oturduğunda 500 yapraklı bir romanı tüm imla kurallarına uyarak hiçbir anlam bozukluğu olmadan ve tüm cümlelerin yerli yerinde kullanıldığı ve ortaya bir anlatım şaheserinin çıkarıldığı bir romanı yazmasından çok daha düşük bir ihtimaldir.

Ama sonuçta bir ihtimaldir ve bir matematiksel karşılıktır. Böylesine bir matematik zorlamaya inanmak ile bir yaratıcı tarafından ilk fitilin ateşlendiğine inanmak siz okurların tercih edeceği bir konudur. Geriye kalan evrim meselesi aslında çok daha kolay anlaşılır ve idrak edilir bir meseledir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir