Kandil Geceleri

Kandil Geceleri

Paylaş

 Kandil Geceleri, Türkiye’de kandil geceleri adı ile adlandırılan geceler Mevlid, Regâip, Mirac, Berat ve Ramazan ayının 27. Gecesine denk gelen Kadir gecesidir.

Kandil Geceleri

Bu gecelerin idrak edilmesine padişah 2. Selim döneminde başladığı tarihi kayıtlardan tespit edilmiştir. Yani daha öncesinde ne Osmanlılarda ne de dünyanın başka bir coğrafyasında bu tür gecelerin kutlanması diye bir şey söz konusu değildi. Kaldı ki bu gün ülkemizin dışında da bu gecelerin tamamının kutlandığına şahit olmamaktayız. Bir anlamda bu sadece Türkiye’ye ait bir uygulamadır demek yanlış olmayacaktır Sultan 2. Selim döneminde minarelerde kandiller yakılmak suretiyle bu geceler halka duyurulduğu için “kandil” olarak anılmaya başlanmış ve öyle de günümüze kadar devam etmiştir. Aşağıda bu geceler hakkında detaylı bilgi sunulmuştur.

Kadir Gecesi

Kadir Gecesi

Kadir Gecesi

Bu gece ile ilgili Kur’an-ı Kerim müstakil bir sûre bulunur. Beş ayetten oluşan bu süre Mekkede nazil olmuştur. Yüce Allahü teâlâ bu surede Kur’an-ı Kerim Kadir gecesinde yeryüzüne indirdiğini, bin aydan daha hayırlı bir gece insanlara bildirmiştir. Bakara suresi 185. ayette Kur’an-ı Kerim‘in Ramazan ayında indirildiği açıkça bildirildiğinden Kadir gecesinin Ramazan ayı içerisinde olduğu net olarak anlaşılmaktadır. Ancak bu gecenin Ramazanın 27. gecesi olduğuna ilişkin kesin bir bilgi mevcut değildir. Elimizde bulunan rivayetlerden de anlaşılacağı üzere peygamberimiz bile Kadir gecesinin Ramazan ayının kaçıncı gecesine rastladığını bilmiyordu. Ancak Kadir gecesinin Ramazan ayının tek günlerinde aranmasına dair rivayetler olduğu söylenmektedir. Fakat neden bu ayın 27. Günü Kadir gecesi idrak edilmeye başlanmıştır bu konuda da kesin bilgi mevcut değildir. Fakat artık bu özellikle ülkemiz için bir gelenek halini aldığından Ramazan ayının 27. Gecesi Kadir gecesi olarak bilinir ve öyle de kutlanır.

Berat Gecesi

Berat Gecesi

Berat Gecesi / Kandili

Bir insanın herhangi bir yükümlülükten kurtulması ya da yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelen Berat kelimesi, Arapça “berâeberâet” kelimesinden türemiştir. Şaban ayının 15. Gecesine denk gelir ve bu gecede kutlanır. Müminlerin Allah’ın affetmesi ile günahlardan arınıp kurtulacağı ümidiyle bu geceye Berat adı verilmiştir.

Bu gecenin faziletine yönelik peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) söylediğine inanılan birkaç hadis vardır. Bu hadislerden biri Yüce Allahü teâlâ bu gecede dünya semasına tecelli edeceği, birçok insanı bağışlayacağı ve Allah’a yapılan bütün duaların kabul edileceği yönündedir. Ancak Tirmizi ve Buhari gibi birçok İslam alimi bu hadisin zayıf ve problemli olduğunu söylediklerini de belirtmekte fayda var. Bu geceye ilişkin rivayet edilmiş başka hadislerin da aynı şekilde problemli olduğu yönünde görüşler mevcuttur.

Berat Gecesinde Ne Yapmalı?

İslam’da kandil gecelerinde okunması gereken dualar, yapılması gerekilen sevaplar vardır.

Hz. Muhammed (s.a.v)’ın ve sahabenin mescitlerde bu geceyi anmak için toplandıklarına dair, özel dualar ettikleri yönünde ve günümüzde özellikle Türkiye’de uygulandığı gibi bu geceye ilişkin namaz kıldıklarını gösteren bir tek rivayet dahi mevcut değildir. Dolayısı ile bazı çevrelerce bu geceye has kılınan bir namaz da söz konusu değildir.

Berat gecesi namazının 1010 yılında Kudüs’te ortaya çıktığı yönünde rivayetler vardır. Bir başka rivayet ise 1056 yılında Kudüs Mescid-i Aksa camisinde kılınmaya başlandığı ve geçen zaman içinde yaygın hale gelerek ve sünnet gibi algılanarak günümüze kadar geldiği yönündedir.

Regâip Ve Miraç Kandilleri

Regâip Ve Miraç Kandilleri

Regâip Ve Miraç Kandilleri

Her ikisi de Recep ayında kutlanır. Tıpkı Berat kandili gibi Regâip ve Mirac kandillerinin de kutlanması gerektiği yönünde dile getirilen bilgilerin hiçbir şekilde geçerli delili yoktur. Tasavvuf eserlerinde bulunan ve peygamber efendimizin ana rahmine Regaip gecesi düştüğü yönündeki bilgiler tamamen asılsızdır. Gene aynı şekilde efendimizin Recep ayının ilk Perşembe günü oruç tuttuğu ve aynı gece Regâip namazı adı altında bir namaz kıldığına dair yazılan ve söylenenlerin de hiçbir tutarlı tarafı yoktur. Hadis alimleri tarafından, bu yönde rivayet edilenlerin asılsız ve mesnetsiz olduğu net bir biçimde ortaya konmuştur.

Bazı kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında, Regâip gecesine ilişkin özel ibadet ve kutlamaların miladi 11. yy’da ortaya çıktığı görülmektedir. Ayrıca bu gecenin ilk kez miladi 1087 yılında da Bağdat’ta “kandil” olarak kutlanmaya başladığı da aynı kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Mevlid Kandili

Mevlid Kandili

Mevlid Kandili

Mevlid kelimesi “Doğum yeri” ya da “doğum zamanı” anlamına geir. Mevlid, peygamberimizin doğum günü kutlamalarına denir ve aynı zamanda bu kutlama esnasında okunması için yazılan esere verilen addır. “Mevlid okumak” ifadesi buradan gelmiştir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) yaşarken ve ne Emevîler ve ne de Abbâsîler döneminde bu yönde hiçbir kutlama örneği mevcut değildir. Mevlid kandili ilk olarak hicretten yaklaşık olarak 350 yıl sonra Mısır’da Şii Fâtimî yönetimi döneminde kutlandığı belgelerle sabittir. Ancak Eyyubiler devrinde bu ve buna benzer birçok kutlama ve bayram uygulamaları kaldırılmıştır. Daha sonra Erbil Atabeyi Kökböri tarafından bu kutlamalar daha bir önem kazanmış ve hatta daha önceki devirlerde sadece yönetici sınıf arasında kutlanan bu törenlere halkın da katılması sağlanmıştır. Büyük şölenler ve ziyafetler tertip edilmiş ve neredeyse bir bayram hüviyetine sokulmuştur.

Ancak çok açık olarak söylemek gerekir ki, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) doğum günü olarak kabul edilen bu gecenin bazı ibadetlerle kutlanması gerektiğine yönelik söylenenler de ancak delilsiz söylemlerdir. Bu yönce mevcut hiçbir delil yoktur. Bazı alimler bu gün içinde mevlid okumanın güzel bidat sayılması gerektiğini savunurken bazı alimler ise kötü bidat olarak kabul etmişler ve karşı çıkmıştır.

Mevlid Kandilinde Ne Yapmalı?

Hz. Muhammed (s.a.v) ve ardından gelen Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde uygulanmayan ve onunla amel edilmeyen ameller bidat olarak kabul edilir. İslam’dan olmayıp sonradan ortaya çıkarılan ya da uydurulan görüşler ve ameller kesinlikle bidat kabul edilir ve öyle de olmalıdır.

Peygamberimizin bu yöndeki şu sözü hatırlanmalıdır. Efendimiz “İşlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkarılanlardır/uydurulanlardır” buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerim de efendimizin uygulamalarında da günümüzde ve yüzyıllardır geniş halk kitlelerince kutlanılış biçimi ile kandil gecelerine dair bir işaret mevcut değildir. Mübarek diye kabul gören bu geceler, efendimizden ve ashabından çok seneler sonra (yaklaşık 350 yıl) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamıştır. Ardından İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde de aynı uygulamalar söz konusu olur hale gelmiştir.

İslam’da Kandil Geceleri

İslam’ın bir emri ya da tavsiyesi olmayan bu kutlamalar artık bir gelenek halini almıştır.

Bu gecelerin kutlayan toplumlar kendi kültürlerinden bu kutlamalara bir şeyler eklemişlerdir. Ve zamanla bir kültür ve bir gelenek hüviyeti kazanmıştır. Elbette bu gecelerin kutlanmasında bir sakınca yoktur ve güzel bir gelenek şeklinde anılmasında da bir sakınca yoktur. Ancak bu gecelere olmayan anlamları yüklemek ve olmayan ibadetleri bu gecelere sokuşturmak ve bu geceler için ibadet adı altında uygulamalar meydana getirmek bidattir ve son derece sakıncalıdır. Her Müslümanın bu geçlere yönelik uygulamaların ya da kutlamaların sadece ve sadece gelenek olduğunu bilmesi gerekir. Bu da ancak bir müminin neyin ibadet ve neyin gelenek olduğunu iyi ayırt etmesiyle mümkündür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir