Kur’an’ı Anlamanın Yolu Onu Okumaktan Geçer

Kur'an'ı Anlama: Yüce Allah’ın insanoğluna gönderdiği ve evrensel son peygamber olan Hz. Muhammed ile dinini tamamladığı bir yasalar bütünüdür

Kur'an'ı Anlamak

Paylaş

Kur’an’ı Anlama: Yüce Allah’ın insanoğluna gönderdiği ve evrensel son peygamber olan Hz. Muhammed ile dinini tamamladığı bir yasalar bütünüdür. Kur’an Allah’ı insanlara tanıtan, bu hayatın bir başlangıcı ve bir sonu olduğunu bildiren, bu evrenin ve yaşamın tesadüf eseri olmadığını ve bunun bir yaratıcısı olduğunu ve o yaratıcının Allah olduğunu açıkça ve tüm delilleri ile ortaya koyan yüce bir kitaptır. İnsana nasıl bir hayat yaşaması gerektiği, bu hayatı yaşarken uyması gereken umumi kuralları, yapması ve yapmaması gereken emir ve yasakların olduğu bir rehberdir. Hak ile batılın insan tarafından iyice idrak edilmesi için defalarca uyarının yer aldığı, insanı tevhit inancına yönlendirmek için yüzlerce örneğin ve uyarının yer aldığı eşi ve benzeri olmayan ve asla olamayacak olan mucizevi bir kitaptır.

Kur’anı Anlamak

Bu nedenle Kur’an’ itikat önemlidir ve içinde yazılan her kelimeye iman etmek dinin bir gereğidir ve asla olmazsa olmazdır. Kur’an’ın Allah’tan olduğuna inanmak içinde yazan her kelimenin ondan olduğuna inanmayı gerektirir. Bunu inkâr etmek demek İslam’dan çıkmak anlamına gelir. İçinde yazılan her konu (iktisadi, içtimai, itikadı, hukuki ve ahlaki prensipler) Allah tarafından belirlenmiş ve konulmuştur. Bu nedenle Kur’an’da belirlenen hayat nizamı insan tarafından iyi anlaşılmalı ve kendisine verilen bu kısacık hayatı o şekilde yaşamalıdır. Bunun yolu da Kur’an’ı anlamaktan geçer. Kur’an’ı anlamanın tek yolu onu okumaktan geçer. Bu nedenle sürekli Kur’an’ kerim okunmalıdır. Bir defa okuyup kenara koyulmamalıdır. Defalarca okunmalı ve içinde ne yazdığı, hangi mesajların verildiği ve yüce rabbimizin ne anlatmak istendiği insanlar tarafından çok iyi anlaşılmalıdır. Bunun da tek yolu bol bol Kur’an okumaktan geçer.

Mümin denen kişi bir Kur’an insanıdır ve onu okumak ve anlamakla yükümlüdür. Anlaması yetmez, anladığını anlatması ve yayması da gene mümine verilen görevler arasındadır.

Kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir insanın İslam dinini aşk ve şevkle yaşayabilmesi için onu ciddi bir biçimde ve mütemadiyen okuması ve Kur’an’ı hayatının tam ortasına koymalı ve onu içselleştirmesi gerekir. Kur’an’ı kerimle ancak bu yolla kalbi bir rabıta kurulabilir ve elbette fikri rabıtayı da ancak bu yolla kurmak mümkündür. Kalbi ve fikri rabıtayı kurabilen bir mümin zaten doğal olarak içerisinde yazanları kendi hayatına tatbik edecek ve kendisinden olması istenen mümin olabilmeyi başaracaktır.

Kur’an’a gösterilecek alakasızlık gerçekten büyük bir günahtır.  Kur’an’ı Anlamak için Hayatın tüm şifrelerinin içinde yer aldığı ve bu hayat yolunu nasıl yürümek gerektiğinin tüm ipuçlarının insana verildiği bu kitaba duyarsız, ilgisiz ve alakasız kalmak gerçekten aklın alacağı bir durum değildir.

Sürekli Kur’an Okumak Gerekir

Bir mümin Kur’an’ı okuyacak üzerinde düşünecek ve onu hayatına yansıtacaktır ve bununla mükelleftir. “ Andolsun ki, biz Kur’an’ı anlaşılması için kolaylaştırdık” ayeti bunun tam karşılığıdır. İnsan onu okumalı ve iyice anlayarak hayatına geçirmelidir ve bu bir müminin görevidir. Onda düşünen bir insan için nice uyarılar ve nice öğütler vardır.

Kur’an’ı orijinal harfleri ile ve orijinal okunuşu ile okuyup Kur’an’ı anlama elbette en idealidir. Ancak yüz milyonlarca insanın bunu elbette yapması beklenemez. Ama bir mümine düşen görev, olabildiğince Kur’an’ı orijinalinden okuyabilecek kadar eğitim görmesi ve Arapçayı okuyabilmesidir. Elbette bilmek onu anlamanın tek yolu değildir. Ne yazıldığını anlamak bambaşka bir disiplindir ve bu ciddi bir eğitim gerektirir. Dolayısı ile bir mümin bol bol Kur’an mealleri ve özellikle tefsirleri okumalıdır. Bu mealler ve tefsirler arasında karşılaştırma yapmalı ve okuduğu her ayet üzerinde düşünmelidir. Bu gün dünyada binlerce meal ve binlerce tefsir vardır ve bunlar çok büyük bir oranda aynı anlamlarda tercüme edilmiş ve açıklanmıştır. Ancak bazı konularda ayrılıklar ve farklı anlamalar (İsa’nın tekrar yeryüzüne inip inmeme meselesi gibi) söz konusu olmuştur ve bu da meallere ve tefsirlere yansımıştır.

Kur’an’ı Anlama; Bu işin uzmanı olmayan sokaktaki vatandaş bu ve benzeri konuları çeşitli meallerden;  tefsirlerden okuyacak, yazılanları ve söylenenleri dinleyecek ve kendi kararını bu konuda verecektir. Elbette bu ve benzeri meseleler bir itikadı ve olmazsa olmaz meseleler değildir ve imanın şartlarından değildir. Farklı yorumlardan ve anlayışlardan kaynaklanan inanç farklarıdır. Kişiyi dinden çıkaran konular değildir. Bu gün hangi Kur’an meali okunursa okunsun o mealde “namaz kılmak, oruç tutmak artık gereksizdir. Ve hacca gitmenin artık bir manası kalmamıştır” diye bir anlatıma rastlamak imkânsızdır. Bu konularda tam bir birliktelik söz konusudur ve bu ve benzeri konularda bir ihtilaf yoktur. Zaten bir kişi bunların artık gereksizliğini düşünüyor ise artık o kişi bir Müslüman değildir ve o kişinin Müslüman olduğunun söylenmesi de mümkün değildir.

Mümin olduğunu söyleyen bir kişi sürekli Kur’an okumalı ve onu anlamalıdır. Kur’an’ı AnlamaKur’an’ı kerimin okunması gerektiğini çocuklarına söylemeli ve bu alışkanlığı çocuklarına da kazandırmalıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir