Mümin İslamı Şahsiyetini Korumak Zorundadır

Yüce Allah hayatın düsturlarını Kur’an’da kullarına bildirmiş ve bazı hakikatleri kitabında insanlara ilan etmiştir.

Mümin Şahsiyeti Nedir

Paylaş

Yüce Allah hayatın düsturlarını Kur’an’da kullarına bildirmiş ve bazı hakikatleri kitabında insanlara ilan etmiştir. Hâkimiyet ve yücelik Allah’a aittir. Daha sonra peygamberlerinin ve mümin kullarındır.

Koyduğu emir ve yasaklardan dolayı hâkimiyet yalnız Allah’a aittir. Tüm insanların O’na itaat ve ibadet edecek olmalarından dolayı üstünlük sadece o’ndadır.

Müslümanlar imanlarını muhafaza ettikleri, Allah’ın emri ve yasaklarına riayet ettikleri, haram ve helal çizgisinde yaşamaya gayret ettikleri müddetçe en üstün konumdadırlar. Bu yüce Allah’ın sözüdür ve müminlere vaadidir.

Üstünlüğün sadece imandan ve amelden kaynaklandığını açık olarak kullarına bildirmiştir. Bu nedenle müminler arasındaki üstünlükte iman ve amelle doğrudan ilişkilidir. Ancak kimin daha üstün olacağına elbette yüce Allah karar verir ve her şeyi O bilir.

Ali İmran suresi 139. Ayette yüce Allah üstünlüğün inananlarda olduğunu açık olarak belirtmiştir. “Gevşemeyin ve üzülmeyin, gerçekten inananlardansanız üstün olan sizsiniz” buyurmuştur.

Yine yüce Allah Hucurat suresi 13. Ayette “ Üstün olanınız Allah’ın ve peygamberinin emirlerine ve yasaklarına en fazla itaat edeninizdir” buyurmuştur.

İslam Şahsiyeti Korunmalıdır

Bu sebeple bir Müslüman İslami şahsiyetini korumak ve muhafaza etmek durumundadır. Bunun yolu da sıkı bir iman ve bağlılıktan geçer.

İslami şahsiyeti teşkil eden iman ve imanı koruma emir ve yasakların mutlak tatbik edilmesinden geçer. İmanı zaafa düşürecek tüm inanç ve sistemler, fikir, düşünce ve değer yargıları kişinin İslami şahsiyetini erozyona uğratır. Allah’ın koyduğu emirleri ve yasakları uygulamamak ise İslami şahsiyeti belirsiz hale getirir.

Bunun içindir ki İslam’ın doğruları ile çelişen ve çatışan fikir, düşünce ya da sistemleri kabul eden kişilerde İslam şahsiyeti olmaz.

Şahsiyeti korumanın bir diğer yolu ise kâfirleri, ateistleri, şirke bulaşanları ve Müslüman görünüp türlü rezillik edenleri aşağılık olarak bilmek bir müminin vazifesidir. Çıkarlar uğruna onları yüceltmemektir.

Ancak bilinmesi gereken husus aşağılık olarak bilmek açık yapılacak, hor gören ve şiddet uygulamayı getiren bir eyleme asla dönüştürülmemelidir. Bir mümin sadece kendi iç dünyasında aşağılık bilecektir. Allah onları aşağılık olanlar olarak vasıflandırdığı için öyle bilecektir. Yapılması gereken bundan fazlası değildir. Dili ile şiddet bedeni ile şiddet gösterisi dinimizce kesin yasaklanmıştır. Bu gün dilinizle aşağılık ilan ettiğiniz hor gördüğünüz ve küçük düşürmeye çalıştığınız kişi yarın bir mümin olarak karşınıza çıkabilir. Bu sebeple yüce Allah sadece gönüllerde ve düşüncelerde aşağılık görmekten söz etmektedir.

Mümin Olarak İslam Şahsiyeti

Bir inanmayanın konumu, pozisyonu, maddi olanağı ne olursa olsun Allah katında aşağılıktır.

Eğer müminler inanmayanlardan ya da İslam’a açık tehdit savuranlardan korkar, çekinir, mücadele etmez ve haklarını aramazlar ise şahsiyetlerini korumamış ve şahsiyetlerini ortaya koymamış olurlar. Bu cemiyet yaşamı içinde böyledir devletler arası ilişkilerde de böyledir.

Bencil ve çıkarcı siyasetçiler, faiz düzenin savunanlar ve onların mensupları, karaborsadan kazanç elde edenler, rüşvet alanlar ve verenler, maddeyi hayatının temel noktasına koyanlar, cinselliğin serbest olmasını savunanlar ve bunlar gibi birçok konuda İslam’la adeta savaş halinde olan ve tam tersini söyleyenler maalesef bugün toplumumuzda yüceltilmektedir.

Dinimiz İslam bu tip insanlarla mücadele edilmesini İslami şahsiyetin ortaya koyularak ilmi ve fikri alanda savaş verilmesini söylemektedir. İslami şahsiyet ancak böyle ortaya koyulabilir. İslami değerleri savunmak, onu en iyi şekilde anlatmak ve güzel davranışlar ile örnek olmak gibi bir misyon müminin görevleri arasındadır.

İslam toplumu en çok zararı mümin şahsiyetlerini ortaya koymayan çıkarcı, bencil, bireyselci sözde Müslüman ama özde alakası olmayan insanlardan çekmektedir.

Çıkarları uğruna dalkavukluk yapan, ruhlarını çıkarları için satan, toplumu değil şahsi menfaatini düşünen ve bunun için her yolu mubah sayan dış görünüşü ile Müslüman görünen ama inansa bile inançlarının en ufak tanesini bile yaşamına geçirmeyen bu insanlar cemiyete en çok zarar verenlerdir.

Müminlerin görevi

Müminlerin görevi

Sahte Müminlerden Kaçının

Müminlerin zaafından yararlanıp paralar toplayan, bir cami yaptırıp ya da okul yaptırıp hayır işliyormuş diye kendi reklamını yapıp daha sonra topladığı paraları yurt dışındaki bankalarda faize yatıranları bu toplum çok gördü ve çok zararını çekti.

Bu sebeple sadece dış görünüşün ve yapılanın edilenin değerlendirilmesi ile bir insanın gerçek mümin olup olmadığı anlaşılamaz. Elbette bir Müslüman yaşayışı ile kendisini ortaya koyar ve mümin olduğunu belli eder ve etmelidir. Ancak yaşantısının diğer alanlarında da bunu göstermek durumundadır. Ticari hayatında, sanatçı ise sanat hayatında, politikacı ise siyasi hayatta da mümin olduğunu belli etmelidir.

İşte bizim gibi toplumlar böyle sahtekârlardan çok çekmiş ve halen de çekmektedirler. Bir Müslüman bu gibi kişilere karşı da İslami şahsiyetini ortaya koymalı ve bu tip insanlardan uzak olmalıdır.

Bir Müslüman İslami şahsiyetini koruma vazifesini yerine getirdiği müddetçe üstün olduğunu bilmelidir. Üstünlük mal, mülk, şan, şöhret ve kariyerde değildir ve Allah katında bunların en ufak değeri yoktur.

Münafikun suresi 8. Ayet buna en güzel cevabı vermektedir. Orada yüce Allah iyi işler yapanların en hayırlı insanlar olduğu ve mükâfatlarının cennet olduğu açık olarak belirtilmiştir.

Beyyine suresi 6 ve 8. Ayet, Ali İmran suresi 28. Ayet ve Nisa suresi 138 ve 139. Ayet bu makaleyi okuyan kişilerin mutlaka okuması gereken ayetlerdir. Bu ayetler konuyu adeta özetler durumdadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir