Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme, İslam, yüce Allah’ın insanlar için koyduğu bir iman ve bir hayat düzeninin adıdır.

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme

Paylaş

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme, İslam, yüce Allah’ın insanlar için koyduğu bir iman ve bir hayat düzeninin adıdır. Bundan dolayıdır ki Allah’ın ilkeleri, koyduğu prensipler, emir ve yasaklar tüm insanların anlayabileceği, uygulayabileceği özelliğe sahiptir ve asla insanların kaldıramayacağı bir yük teşkil etmezler.

Bir emri yerine getirme konusunda sıkıntı yaşanıyor ya da engelleyici bir durum var ise bu konunun çözümü de gene Kur’an-ı Kerim de belirtilmiştir ve peygamber efendimizin gerek uygulamaları ve gerekse sahih hadislerden nasıl davranılacağı konusunda net bilgiler bu gün elimizde mevcuttur. Namaz konusunda da bazı istisnai durumlar oluştuğunda bu konuda da müminlere kolaylıklar getirilmiştir. Konunun çok daha detaylı anlatımı aşağıda sunulmuştur.

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme

Namaz İbadetinde Zaruretlerden Kaynaklanan Uygulamalar

Bir ibadetin uygulanmasını engelleyici bir durum oluşmuş ise artık o ibadet uygulanır olmaktan çıkar ve bir zaruret durumu oluşmaz. Taki şartlar yeniden normale gelene kadar. Olağan dışı şartlar altında bir ibadet ertelenebilir, o ibadetin vasfı değiştirilebilir ve hatta o ibadet kişinin üzerinden tamamen düşebilir. Bu ancak şartların getireceği bir durumdur. Bir savaş esnasında cephede savaşan bir askerden oruç tutması beklenemez. Elbette kişi isterse orucunu tutabilir ve tuttuğu orucu elbette sevaba mazhar olacaktır. Ama artık kişinin görevi o orucu tutmak değil gerek mental ve gerekse bedenen zinde olup düşmana karşı dinini ve devletini savunmaktır. Bunun için de bedenin gıdasız kalmaması gerekir. Bu sebeple bu şart altında o kişiden oruç farzı düşer. Ama isterse kişi barış sağlandıktan sonra isterse tutamadığı gün kadar oruç tutar, isterse tutamadığı gün kadar bir muhtacın karnını doyurur ya da isterse bunların hiçbirini yapmayabilir. Çünkü oruç o esnada o askerin üzerinden düşmüştür ve o esnada ona farz değildir.

Namaz ibadeti konusunda da bu gibi kolaylıklar ve sadeleştirmeler söz konusudur. Yapılan yolculuklar namaz konusunda zaman zaman olağan dışı şartlar oluşturabilir. Oluşan bu şartlara göre namazların süresi kısaltılabilir, namazlar birleştirilebilir ve mutlaka cemaatle kılınması gereken Cuma namazını tek başına kılınan öğle namazına dönüştürmek mümkündür.

Elbette bu konuda net bilgiyi bizler Kur’an-ı Kerim den almaktayız ve elbette Hz. Muhammed (S.A.V) efendimizin uygulamalarında da bunu görmekteyiz. Nisa suresi 101. Ayet bu konuda çok açıktır ve namazların olağan dışı şartlarda kısaltılabileceğini bizlere net olarak bildirmektedir. Her ne kadar bu ayette bir saldırı ihtimalı söz konusu olduğunda namazın kısaltılmasından bahsedilse de peygamberimizin tehlike içermeyen yolculuklarda dahi istenirse namazların kısaltılabileceğine dair sözleri ve uygulamaları vardır.

Efendimiz namazların nasıl kısaltılabileceğini de örnekleyerek sahabeye öğretmiş ve bu uygulamalar günümüze kadar gelebilmiştir. Kişi bunu ister tercih eder ve uygular istemezse uygulamaz. Kişinin tercihine bırakılmış bir meseledir. Elbette yapılan bir yolculuğun hangi süreyi kapsadığı ve ne kadar mesafeden sonrasının aslında bir yolculuk olarak kabul edilmesi gerektiği konusunda net bir bilgi ne Kur’an-ı Kerim de ve ne de efendimizin sözlerinde yoktur. Bu konuda günümüzde bazı rakamlar verilse de aslında bu konuda kesin bir bilgi yoktur ve olmaması da gayet normaldir. Çünkü İslam dini evrenseldir ve zaman üstü ve zaman ötesi bir dindir. Kur’an- Kerim kalıcı yasaları ve prensipler ortaya koyar. Zamanın ilerlemesi, ulaşım şartlarının ve imkânlarının değişmesi sonucunda getirilecek ölçüleri koymaz. Bunları insanların aklını çalıştırmasına, ilimin ve bilimin gelişimin alanına bırakır. Bunun sebebi de yukarıda belirttiğimiz gibi yapılacak olan yolculuğun tarifinin Kur’an-ı Kerim de yapılmaması ve bu konuda efendimizin de net bir tarif ortaya koymamasıdır.

İslam âlimleri yolculuk konusunda zaman içerisinde çok farklı fikirler ortaya koymuşlardır.

Yolculuk İle İlgili Farklı Yorumlar

Hanefi mezhebinde olan âlimlerin bazıları efendimizin bazı hadislerine dayanarak kolaylıklardan yararlanılabilecek yolculuğun en az üç gün sürmesi gerektiğini söylemişlerdir. Elbette bu görüşü öne sürenler bundan yüzyıllar öncesinde yaşayan âlimlerdir ve onlara göre üç gün ve üç gece sürecek bir yolculuk esnasında bir insan ortalama bir yürüyüşle en fazla 18 saatlik bir mesafe alabileceğini söylemişlerdir. Buna göre bir insan bir günde en fazla 6 saat yürüyüş yapabilmekte ve yolculuk kolaylığından yararlanabilmek için 18 saatlik bir yolculuk olması gerektiğini düşünmekteydiler. Bu da üç günlük bir yolculuğa karşılık gelmekteydi. İster karada yürüyerek, isterse deve sırtında ya da denizde yelkenli ile olsun 18 saatlik bir ölçü kolaylıklardan yararlanabilmenin şartı olarak ortaya konmuştur.

Şafiler ise bu konuda farklı düşünmektedirler ve onlara göre 90 kilometrelik bir yolculuk ölçü birimi olarak kabul görmüştür. Bu mesafe ister deve sırtında, ister yürüyerek ye da isterse bir deniz aracı ile kat edilmiş olsun 90 kilometrelik bir yolculukta kişi namaz konusunda gösterilen kolaylıklardan yararlanabilmektedir.

Dünyadaki İslam âlimlerinin çoğunluğu sahih hadislere dayanarak efendimizin öğle ve ikindi, akşam ile yatsı namazları arasında birleştirme (cem) yaptığı konusunda hem fikirdirler.

Ancak gene İslam âlimleri yolculuk esnasında namazın mutlaka kısaltılarak kılınmasının gerekliliği hususunda hem fikir değillerdir. Bazı Hanefi âlimler kısaltmanın vacip olduğu ve uygulanmamasının günahı gerektirdiğini savunmuşlardır. Ancak Şafiler başta olmak üzere âlimlerin çoğu ise kişinin isterse yolculuk esnasında kolaylıklardan yararlanmayabileceğini söylemişlerdir. Her iki görüş kendi düşüncelerini bazı ayetlere ve efendimizin bazı hadislerine dayanarak ortaya koymaktadır. Ancak kesin olan şudur ki, yolculuk esnasında namazların birleştirilmesi efendimiz tarafından uygulanmış ve İslam dininde böyle bir kolaylığın varlığı konusunda en ufak bir tereddüdün olmayışıdır.

Ancak, şu âlim söylesin ya da bu âlim söylesin, ya da bazı ilmihal kitaplarında şöyle ya da böyle yazsın bilinmelidir ki bu içtihatlar dinin değişmez kuralları ve hükümleri değildir. Asla böyle algılanmamalıdır. Bunlar sadece görüş farklılıklarıdır ve yoruma açık konulardır. Günümüzde ulaşım vasıtalarının değiştiği ve mesafelerin artık çok kısaldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz ve bu konuda da değişik çalışmalar ve görüşler vardır ve burada da görüş farklılıkları söz konusudur.

İslam Dininde Namazlar

Ancak efendimizin uygulamaları sabittir ve bu konuda tek bir görüş ayrılığı yoktur. Efendimiz çıktığı tüm yolculuklarda sabah namazının sünneti hariç tüm vakit namazlarının sünnetini kılmamış ve vakit namazlarının farzlarını kısaltarak namazlarını eda etmiştir. İstenirse efendimizin kıldığı gibi namazlar kılınabilir. İstenirse namazlar kısaltılıp vakitler birleştirilerek kılınabilir Ya da kişi isterse bu kolaylıkların hiç birini uygulamayabilir (böyle bir zaruret olmadığı Kur’an-ı Kerim ile sabittir) ve namazlarını normal hali ile eda edebilir. Seçim tamamı ile kişiye aittir.

İslam dini zamanın ötesine de hitap eden ve dolayısı ile zaman dışı bir ilkeler bütünüdür. Sadece indiği döneme yönelik hükümler ve yorumlar getirmez yüzyıllar ve bin yıllar ötesine de hitap eder. Dinimizin doğrudan hüküm vermediği ve açıklık getirmediği konular zamana ve zemine göre değişebilen ve değiştirilmesi gereken konular olarak karşımıza çıkmaktadır.

Herhangi bir konudaki bir uygulama bundan 600 yıl önce olduğu gibi bugün uygulanamayabilir ve hatta o zamanki uygulama artık bu gün yamamı ile ortadan kaldırılabilir. Ancak bunlar kesin ve net hüküm bildirmeyen konulardır ve bunun çok iyi anlaşılması gerekir. İşte bu sebepledir ki mezhepler arasında ve hatta aynı mezhep içerisinde bile görüş farklılıkları oluşmaktadır ve bu da çok doğal bir sonuçtur. Bunlardan korkmamak gerekir.

Ortaya konan her görüş elbette hata ihtimalini de beraberinde getirir ve varsa bir hata bu zamanla değiştirilebilir. Ortaya konan bir görüş sadece o görüşü savunanı ve o görüşle hareket edeni bağlar ve bu görüş asla Müslümanların ortak görüşü değildir. İnsanlar bu konularda araştırma yapacak ortaya konan görüşleri ve içtihatları değerlendirecek ve ona göre kendi yolunu belirleyecektir.

Bunda hiçbir engel ve İslami açıdan hiçbir sakınca yoktur. Unutulmamalıdır ki, İslam dini kolaylaştırıcı bir dindir ve yukarıda da belirtildiği gibi insanlara kaldırmayacakları bir görev yüklemez. Uygulaması zor olan bir görev dinimizde yoktur. Uygulanmasının içinde bulunulan şartlarda zor olduğu anlarda ise kişiye bazı ehliyetler ve çok daha kolaylaştırıcı eylemleri de insanlara sunmuştur.

Namazları Kısaltma Ya Da Birleştirme, Hiç şüphe yok ki, doğruları ve yanlışları en iyi bilen ve bizi huzurunda sorgulayacak olan yüce Allah’tır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir