Oruç İbadeti

Oruç İbadeti, İslâm dininin insana yüklediği ve farz kıldığı temel ibadetlerden birisi de hiç şüphesiz oruçtur. Oruç tutmak Allah'ın kullarına bir emridir ve bu sebeple tüm müminlere farzdır.

Oruç İbadeti

Paylaş

Oruç İbadeti, İslâm dininin insana yüklediği ve farz kıldığı temel ibadetlerden birisi de hiç şüphesiz oruçtur. Oruç tutmak Allah’ın kullarına bir emridir ve bu sebeple tüm müminlere farzdır. Namaz kılmak, zekât vermek ve hacca gitmek gibi oruç tutma ibadeti de sadece yüce Allah adına yerine getirilir ve o yapılması gereken bir ibadettir. Allah’ın kullarından istediği ve yapmaları ve yapmamaları gereken tüm amellerin biz bilelim ya da bilmeyelim mutlak bir hikmeti söz konusudur.

Oruç İbadeti

Oruç ibadeti mümin olan kişiye derin bir irade terbiyesi kazandırır ve İslami çizgide bir yaşam sürme gücü verir.

Ahlâkî fazilet kazandırır ve sabretme gücü getirerek insana tekâmül etme yolunu açar. İnsana Allah’tan hiçbir menfaat ve çıkar beklemeden güçlük çekme, meşakkatlere ve mahrumiyetlere dayanma alışkanlığı getirir ve o gücü kazandırır.

  • Bedeni ve ruhu aynı potada eriterek kişiye üstünlük iddiası gütmemesi gerektiği bilincini aşılar.
  • Yaşamın sadece yemek ve  içmek eylemlerinden ve şehvi arzulardan oluşmadığını insana öğretir.
  • Varlıklı olan kişi ile olmayan kişi bu ibadeti yerine getirirken aynı bedeni hal içinde olduklarından insanın kalbine adil olma fikrini nakşeden bir ibadettir.
  • Tok olanın açın halinden anladığı ama aynı zamanda yılın on bir ayında açlık çekenin bu ay içinde oluşan yardımlaşma duygusu sayesinde tokluğun ne demek olduğunu anladığı bir ibadettir.
  • Oruç ibadetinin bedenin sistemleri üzerindeki dinlendirici etkisi tıp bilimince de tespit edilmiştir.

Elbette diğer ibadetler gibi oruç ibadeti de insanda bir ruhi incelik ve bir olgunluk bilinci yaratmıyor ise yapılan ibadet neredeyse sadece aç kalmaktan öteye geçmez. Yani oruç bedeni olarak tutuluyor ama ruhen ve kalben tutulmuyor ise makbul ve Allah’ın kulundan istediği bir ibadet olmayacaktır. Yani zarf güzel ama mazruf kötü ise yapılan sadece şekli bir ibadetten öteye geçmeyecektir.

Bu nedenle oruç ibadeti yerine getirilirken kişiye bir bilinç ve insani olgunluk kazandırması gerekir ve kişinin de bu yönde istek ve arzu içinde bulunması gerekir. Ve bu ay içinde kazanılmış olan ruhsal ve bedensel haller yılın geriye kalan aylarında da sürdürülmelidir.

Oruç İbadeti Yerine Getirmek

Yoksa sadece oruç tutulan ay içerisinde kişi bu hale bürünüyor ama bunu yılın geriye kalanına taşıyamıyor ise aslında kazanılmış çok fazla şey yok demektir. Evet, şekil olarak oruç ibadeti yerine getirilmiş ve farz olan ibadet yükümlülüğü yerine getirilmiştir ama Allah’ın kulundan beklediği ruhun tekâmül etmesi gerçekleşmemiş olacaktır.

Oruç ibadeti Ramazan ayı boyunca günün belli saatlerinde yemek eyleminin ve seksüel eylemin kesildiği bir ay olarak algılanır ise aslında yerine getirilen eylem bir ibadet değil sadece bedene eziyet etmekten öteye geçmemiş olacaktır.

Oysa Ramazan ayı içinde kişide derin bir Allah bilinci oluşmalı, mümin şükretmeyi bilmeli, adil olmayı ve eşitlik duygusunu kazanmalı, harama el uzatmamayı, kötü söz söylememe bilinci ruha işlenmeli, merhamet duygusu kazanılmalı, canlı olan ya da olmayan tüm yaratılmış olana saygı duymayı ve onun Allah’tan olduğu bilincine varmalı ve daha onlarca bilinci kazanmalı ve ruhunu ve kalbini tekamül sınırlarına doğru taşımayı becermelidir. Oruç ibadeti insana bunu kazandırmalıdır. Zaten bu bilinci kazanmış olan insan bir daha kesinlikle eskisi gibi olamayacak ve makbul kullardan olmanın onuruna erişecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar